2 Temmuz 2017

FESLEĞEN KİTABI ALINTILARI #1 - HİKMET ANIL ÖZTEKİN

Merhaba dostlar, 
Geçen yazımda Fesleğen kitabından alıntılar yapacağımdan söz etmiştim.
Bu yazı da alıntı serimin ilk kısmı olsun.
Fesleğen kitabı yorumum için buraya tıklayınız.
Güzel bir hafta sonu geçirmeniz ümidiyle. 


 İnsanlar kocaman şehirlerde ceviz kadar zihinlerin içinde yaşıyordu. Küçücük köyümüzdeki zihinlerde ise kocaman fırtınalar kopuyordu.

   Her sevginin merkezinde özlemek vardır. Özlemediğini sevmez insan. Biraz özleşiriz, özleşiriz ki sıra kavuşmaya gelsin.

      Güneş neden batıyor sanıyorsun, özleyelim de tekrar isteyelim diye.

       Bu dünyaya keyif yapmaya mı geldik, yoksa keyif yapacağımız sonsuz bir hayat için imtihan olmaya mı?

 Tabii ki güler eğlenirim ama insan sorgulamaya başlayınca, hakikate dair bir şeylerin peşine düşünce, çok da amaçsızca gülünesi bir alemde yaşamadığını fark ediyor. 

   Japon bilim adamlarının güzel kelimelerin suyun yapısını nasıl değiştirdiğini bulmaları, hülasa güzel düşüncelerle su değişiyorsa içi dışı su dolu olan bu insan güzel düşüncelerle nasıl değişmesin..

    Saniyeler bir bir geçiyor ömrümüzden. Bu saniyelerin bir çoğunu hiçbir şey yapmamakla; geri kalanını da yapmamız gereken şeyler dışındakileri yaparak geçiriyoruz. Sesimi duyan kimse yok mu? Her gün bir parça daha öldüğünü, biraz daha bir şeyleri bilmeyi kaçırdığını hisseden? Halinin farkında olan, halimi anlatmadan bilen kimse yok mu ?


     Çünkü bizim kulağımıza değil, gönlümüze girecek sözler lazımdı.


Martılara değil, gökyüzüne aşık ol kızım, martılar gelip gider, gökyüzü, özgürlük hep oradadır.

  Konuşmak sadece kelimelerin sese kavuşmuş halidir. Muhabbet ise kelimelerin gönle kavuşabilmesidir.

  İnsan bildiğini değil, asıl inandığını özlermiş. Varlığını bilip de varamamanın özlemi başkadır. İnsan, içimizde bekleyen boşlukların sahibini özler. Hiç gelmeyen biri özlenir mi? Belki de en çok onlar özlenir. Hiç gelmemiştir. Hatırlanacak bir duygu, bir iz bile yoktur ama onların yokluğu bir yanını yakar adamın.

      Bir insanı tanırsın, davranışların değişir,dualarında aradığın sevdiğine kavuşursun dünyan değişir.


Sevdiğim bu kadar güzelse, onu yaratan nasıl güzeldir.


Her kelimede öğreniyor, cümlelerin sonuna nokta koymaktan korkuyorduk, virgüllerle dolu günler geçiyordu.

Farkında değildi ama o başkaydı. Bilen ben gibiydim ama hisseden o. Okuyan ben gibiydim ama yaşayan o.

Hani derler ya, insanın ihtiyacı olan şey mükemmel biri değil kendisine ayna olacak biridir diye. Ben ona ihtiyacı olan bilgiyi vermiştim o da bana o bilgiyi nasıl kullanacağımı öğretmişti. Ben ona ilim, o bana yürek vermişti. Ben ona kelime olmuştum, o bana ses. Ben ona toprak oldum, o bana gölgesinde huzur bulacağım çınar.

Allah'ım böyle koşturmacalar dünyasında senden zihin sessizliği istiyoruz.

Kabı değişenin kalbi de değişir derler, bizim de kalbimiz güzelleşmeye başladı.

İnsanın dışı içe, içi dışa teşekkül edermiş. İnsan içini değiştirmeye önce davranışlarını değiştirmekle başlamalı.
Boşa vakit harcama.
Boşa konuşma.
Boşa yeme.


Sevgilerimle...

2 yorum:

Fikirlerinizi önemsiyorum,
Lütfen benimle düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin ! :)
Not: Siyasi, ideolojik ve hakaretvari yorumlarda bulunmadığınız için teşekkür ederim.

designed by Charming Templates